Geçmişten günümüze insanoğlunun gelişimini şekillendiren değişim dalgaları arasında, ekonomik kalkınmanın insan odaklı olması ilkesi her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Makineleşemeyen ve özgün bir beşeri kabiliyet olan Girişimcilik, günümüzün yükselen değeri ve ekonomik dinamiklerin ana motoru olarak ön plana çıkmaktadır.
Girişimcilik potansiyelinin doğuştan mı geldiği (genetik/biyolojik miras) yoksa sonradan mı kazanıldığı (çevresel/kültürel inşa) sorusu, uzun yıllardır hem psikoloji hem de ekonomi alanının temel tartışma konularından biri olmuştur. Modern yaklaşımlar, bu ikilemde tek bir kutbu işaret etmek yerine, Genetik eğilimler ile Çevresel Etkileşimin dinamik bir sentezi olduğunu kabul etmektedir.
Yapılan araştırmalar, risk alma, yenilikçilik, başarı arzusu gibi girişimci ruhu besleyen temel kişilik özelliklerinin bir kısmının genetik yatkınlıkla ilişkili olabileceğini düşündürse de bir bireyin bu potansiyeli ne ölçüde realize edeceği, yaşadığı toplumun para, servet, çalışma ve meslekler hakkındaki kültürel kodları ile aile ve eğitim kurumlarının sağladığı çevresel destek tarafından da kuvvetle belirlendiğini göstermektedir.
Girişimciliği bir kişilik özelliği olarak ele alırsak girişimci ruha sahip bireylerin en belirgin ortak özelliği, yüksek başarma arzusu ve belirsizlikten beslenme yeteneğidir. Rutin ve durağanlıktan haz almazlar; kaosları uyuma, önemsiz durumları önemli bir fırsata dönüştürebilirler (Gerber, 1997). Bu özellikler, bireyi yalnızca girişimciliğe teşvik etmekle kalmaz, aynı zamanda aynı sosyo-kültürel ortamda yetişen diğer bireylerden de ayırır. Bu ayrımı anlamak için, çevresel ve kültürel etmenleri incelemek kritik öneme sahiptir.
Girişimcilik Ruhunu Şekillendiren Dört Temel Kültürel Blok
1. Ulusal Kültürel Yapı ve Normlar
Girişimcilik ruhunun ortaya çıkışında kültürel yapının etkisi yadsınamaz. Birey, içerisinde bulunduğu toplumun kültürel değerlerini taşır ve bu değerler, risk alma, yenilikçilik ve rekabete bakış açısını doğrudan etkiler.
Hofstede'nin Kültürel Boyutları ve Risk Algısı: Başarı, hırs ve yarışmanın yoğunlaştığı eril değerlerin egemen olduğu toplumlar, yaşam kalitesi ve yakın ilişkilerin ön planda olduğu dişil toplumlara göre genellikle daha fazla girişimci özellik sergileme eğilimindedir. Toplumların belirsizlikten kaçınma düzeyi de kritiktir: Belirsizliğin düşük olduğu kültürlerde bireyler, yenilik ve değişime daha açık, risk alabilen ve özgür olmayı tercih ederken; yüksek belirsizlikten kaçınan toplumlarda bireyler güvenli limanları ve sabit kariyerleri tercih edebilirler. Ekonomik gelişme ve refah düzeyinin girişimcilik düzeyi ile paralel ilişkide bulunması da bu kültürel ortamın bir sonucudur.
2. Aile Yapısı ve Erken Yaş Deneyimleri
Toplumun temel birimi olan aile, girişimcilik kültürünün oluşmasındaki en önemli ajandır. Çocuğun aile içerisinde aldığı görgü ve eğitim, onun risk algısını ve bağımsızlık düzeyini hayatı boyunca etkiler.
Destekleyici Aile Ortamı ve Özerklik: Ailenin çocuğu erken yaşlarda deneyim kazanması için cesaretlendirmesi, hatalarını birer öğrenme fırsatı olarak görmesi ve eylemlerini desteklemesi, çocuğun girişimcilik duygusunu geliştirir. Aşırı korumacı veya eleştirel bir tutum ise bu yöndeki gelişimi olumsuz etkiler.
Girişimci Ebeveyn Modeli: Kendi işine sahip, bağımsız ve esnek davranış kalıpları sergileyen girişimci nitelikli anne ve babaların çocukları, hem seçme işlemini hem de seçilme davranışının temelini ailede öğrenirler. Bu rol modelleme, çocukların girişimci davranış kalıplarının diğer ailelerin çocuklarına göre daha fazla gelişmesine neden olmaktadır.
3. Eğitim Kurumları ve Öğretim Metotları
Girişimcilik kültürünün oluşumunda ve gelişiminde eğitim kurumlarının etkisi, bilginin aktarılmasının ötesine geçmiştir. Modern eğitim sistemleri, bireylerdeki yaratıcılık ve girişimcilik özelliklerini geliştirmelidir.
Sorgulayıcı Sistem ve Yaratıcılık: Sürekli değişen ve kısa sürede geçerliliğini yitiren bilgilerin ezberlenmesi yerine; bilinmeyenlerin keşfine yönelik, proje tabanlı, eleştirel düşünceyi ve sorgulayıcı sistemi izleyen kurumlarda yetişen bireyler, girişimcilik ve yaratıcılık özellikleri yönünden daha ön plana çıkmaktadır. Girişimci kültürün oluşumu için, bireylere kendine güvenen, başarısını kendi girişimciliğinde arayan bireyler yetiştirecek bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır.
4. Dini ve Ahlaki Kodlar
Din, toplumun en önemli kültürel unsurlarından biri olarak iktisadi hayat üzerindeki etkisiyle hep tartışma konusu olmuştur. Gündelik hayattaki dini telkinler, insanın hayata bakışını, çalışma ahlakını ve servete yaklaşımını etkilemektedir.
Girişimcilik Kültürü ve Gelecek Vizyonu
Girişimcilik, genetik bir kıvılcım ile başlasa bile, nihai bir ürün olarak ortaya çıkışı, bireysel ve toplumsal hayatın karşılıklı etkileşimi sonucu ortaya çıkan değerler ve sosyal olarak aktarılanların toplamı olan Girişimcilik Kültürü tarafından şekillendirilir.
Girişimcilerin ekonomik gelişmenin asıl motoru olarak görülmeye başlamasıyla birlikte, girişimcilik ruhunun geliştirilmesi ve girişimci sayısının artırılmasına yönelik çabalar artmaktadır. Bu çabaların başarıya ulaşması, yalnızca hibe ve destek programlarına değil, aynı zamanda toplumdaki sosyo-kültürel ortamın da girişimcileri dünya ile rekabetlerinde destekleyecek ve cesaretlendirecek nitelikte ilerlemesine bağlıdır. Girişimcilik; genetik bir yatkınlık, ailede başlayan bir deneyim ve kültürel bir inşa sürecinin dinamik birleşimidir.



